{"title":"Arketon Yayıncılık","description":"\u003cp\u003eArketon Yayıncılık koleksiyonu, Mezetto’daki ürün seçkisinde Mimarlık etrafında şekillenen geniş bir Türkçe kitap grubu sunar. Örneklenen ürünlerde Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık, Cam Mimarlığı ve Duran Her Şey Hareket Ediyor gibi başlıkların yer alması, koleksiyonun farklı yaş gruplarına, okuma ilgilerine ve kullanım amaçlarına hitap eden karma bir yapı taşıdığını gösterir. Bu metin, dış kaynak kullanılmadan yalnızca koleksiyondaki ürünler, yayınevi etiketi, vendor bilgisi ve kategori sinyallerine göre hazırlanmıştır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMezetto, Arketon Yayıncılık kitaplarını Birleşik Krallık, Avrupa, Amerika, Kanada ve Avustralya’daki Türkçe okurlara ulaştırır. Yurt dışında yaşayan okurlar, bu koleksiyon üzerinden Türkiye’de yayımlanan kitapları inceleyebilir ve ihtiyaçlarına uygun Türkçe başlıklara yaşadıkları ülkeden erişebilir. Koleksiyon, Mezetto’daki ürün verileri değiştikçe yeniden değerlendirilebilir ve eksik bilgiler tamamlandıkça daha ayrıntılı hale getirilebilir.\u003c\/p\u003e","products":[{"product_id":"duran-her-sey-hareket-ediyor","title":"Duran Her Şey Hareket Ediyor","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eDuran Her Şey Hareket Ediyor\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAykut Köksal’ın genel yayın yönetmenliğinde kurulan Arketon Yayınları’nın ilk kitabı yayımlandı. Atilla Yücel’in İstanbul yazılarından oluşan kitap “Duran Her Şey Hareket Ediyor” adını taşıyor. 2018’de yitirdiğimiz Atilla Yücel, akademisyen ve entelektüel kimliğiyle mimarlık dünyasının önde gelen kişileri arasında yer alıyordu. İstanbul üzerine yazdığı metinlerden oluşan kitap, kentin modernleşme öyküsünden mimarlığına, siluet sorunundan 19. yüzyıl sıra evlerine, Taksim Meydanı’ndan Galata ve Pera’ya uzanan geniş bir çerçeve çiziyor. Atilla Yücel, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: “İstanbul Yazıları, üzerinde binlerce, on binlerce yazının, yapıtın, düşün inşa edildiği bir gerçekliğin, İstanbul’un kent mekânı ve mimarlık ile ilgili görünümleri üzerine üretilmiş bazı satırların bir derlemesi. İstanbul bir kent, aynı zamanda bir kavram, aynı zamanda, yüzyıllar boyunca oluşmuş bir tarihsel birikime dayanan bir kültürün, bir aidiyetin adı, bir külliyatın nesnesi, belki bir mitos. Bugünün karmaşık megapol gerçekliği, farklı dönemlerdeki daha sade bir kozmopolit varoluşun küresel dinamikler sonucunda her gün yeniden biçim kazanmakta olan bir başka katmanı. İstanbul külliyatı edebiyattan düşünceye ve bilime bu katmanlaşmanın farklı dönemlerini, farklı izlerini, farklı izlenimlerini içeriyor. İstanbul Yazıları bu zengin ve farklılıklar içeren külliyat içinde bir küçük halka olduğu kadar yazar açısından aynı zamanda kendi düşünce ve yazın yaşamının bir halkası, başka mekânlarla, başka deneyimlerle, başka düşüncelerle ve başka metinlerle ilişkileri var. Çünkü her metin nesnesini dile getirirken kendi öyküsünü ve kendi gerçekliğini de içinde barındırır ve örtülü biçimde de olsa ifşa eder.”\u003c\/p\u003e\n\u003cul\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eYazar:\u003c\/strong\u003e Atilla Yücel\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eYayınevi:\u003c\/strong\u003e Arketon Yayıncılık\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eISBN:\u003c\/strong\u003e 9786056959509\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eKategori:\u003c\/strong\u003e Sanat \/ Mimarlık\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eCilt:\u003c\/strong\u003e Ciltsiz\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eSayfa Sayısı:\u003c\/strong\u003e 193\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eDil:\u003c\/strong\u003e Türkçe\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eBaskı:\u003c\/strong\u003e 1. Baskı\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eYayın Tarihi:\u003c\/strong\u003e Eylül 2019\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eEbat:\u003c\/strong\u003e 15,50 x 23,50 cm\u003c\/li\u003e\n\u003cli\u003e\n\u003cstrong\u003eKağıt Türü:\u003c\/strong\u003e 1.Hamur\u003c\/li\u003e\n\u003c\/ul\u003e\n\u003cp\u003eTüm Avrupa, Amerika ve Avustralya'ya hızlı teslimat.\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayıncılık","offers":[{"title":"Ciltsiz","offer_id":56085022572870,"sku":"9786056959509","price":14.0,"currency_code":"GBP","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0935\/7869\/0886\/files\/unnamed_5e48e26e-1878-4ad1-bd42-cfa0447d44f8.jpg?v=1782107066"},{"product_id":"cam-mimarligi","title":"Cam Mimarlığı","description":"\u003cp\u003eBruno Taut'a adanmış \"Cam Mimarlığı\" şimdi Türkçe...Paul Scheerbart'ın Bruno Taut'a adadığı \"Cam Mimarlığı\", Hüseyin Tüzün'ün Türkçesiyle, Arketon kitapları arasına katıldı. Scheerbart'ın 1914'te kaleme aldığı \"Cam Mimarlığı\" büyük yankı uyandırmış, Bruno Taut da, aynı yıl gerçekleştirdiği ünlü Cam Ev'i Scheerbart'a ithaf etmişti. Walter Benjamin'in de yazılarında pek çok kez bu kitaptan söz ettiği biliniyor. Benjamin'in \"Deneyim ve Yoksulluk\" başlıklı metni, yine Hüseyin Tüzün'ün çevirisiyle, kitapta önsöz olarak yer aldı.Yüz on bir kısa metinden oluşan, yazarın her metni romen rakamıyla ve bir başlıkla tanımladığı \"Cam Mimarlığı\" -Scheerbart'ın mimar olmamasına karşın- vizyoner bir bakış taşıyor. Erdem Ceylan, kitaba yazdığı \"Kült ile Kültür Arasında Kırılan Cam: Paul Scheerbart\" başlıklı kapsamlı metninde, hem yazarı, hem de bu çalışmasını özgün bir bakışla ele alıyor.Walter Benjamin, bu kitap üzerine yazdığı metinde şöyle diyor: \"Scheerbart en büyük önemi, insanlarını ve –onları örnek alarak– yurttaşlarını kendilerine layık konutlara yerleştirmeye veriyor, Loos ve Corbusier’nin bu arada inşa ettikleri yer değiştirebilen hareketli cam evler gibi. Camda hiçbir şeyin tutunamaması, öylesine sert ve pürüzsüz bir malzeme olması boşuna değil. Aynı zamanda soğuk ve tarafsız. Camdan nesnelerin 'aura'sı yoktur. Cam zaten gizemin düşmanıdır. Mülkiyetin de düşmanıdır. Büyük yazar André Gide bir keresinde şöyle demişti: 'Sahip olmak istediğim her nesne ışık geçirmez oluyor.' Yoksa insanlar acaba yeni bir yoksulluğun inananları oldukları için mi Scheerbart gibi cam yapıları düşlüyorlar? Ama belki burada yapılacak bir karşılaştırma kuramdan daha fazlasını söylüyordur. Birisi 1880’li yılların kentsoylu odasına girse, belki de odanın yaydığı bütün o 'rahatlıkta', 'senin burada işin yok' izlenimi en güçlü olanıdır. Senin burada işin yok –çünkü burada oturanın, pencere içlerindeki biblolarıyla, koltuklardaki küçük örtüleriyle, pencerelerin üzerindeki saydam malzemeyle, şöminenin önündeki paravanla ardında izini bırakmadığı tek bir yer yok. Brecht’in güzel bir sözü yine yardımcı bu konuda, hem de çok: 'Sil izleri!'– 'Kent Sakinleri İçin Okuma Kitabı'nın ilk şiirinde yinelenen dize. Burada, bu kentsoylu odasında karşıt davranışlar alışkanlık haline geldi. Öte yanda 'iç mekân' o evde oturanı, alışkanlıkları son sınırına kadar kabullenmeye zorluyor; bunlar orada oturanın kendinden çok, yaşadığı iç mekâna uyan alışkanlıklardır. Evde bir şey kırılınca, ev sakinlerinin pelüşlü odalarında içine düştükleri o saçma durumu hâlâ anımsayan herkes bunu anlar. Öfkeleniş tarzları bile –artık yavaş yavaş körelmeye başlayan bu ani ve şiddetli coşkuyu ustaca canlandırabildiler– özellikle, 'yeryüzündeki günlerinin izleri' silinmiş bir insanın tepkisiydi. Bunu Scheerbart camıyla, Bauhaus da çeliğiyle başardı: İz bırakmanın güç olduğu mekânlar yarattılar. 'Bu söylenenlerden sonra', diye açıklıyor Scheerbart bundan yirmi yıl önce, 'herhalde bir cam kültüründen söz edebiliriz. Cam ortamı insanı tamamen değiştirecektir.'\"\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":54583202185542,"sku":"13134454","price":10.0,"currency_code":"GBP","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0935\/7869\/0886\/files\/cam-mimarligi.jpg?v=1748713036"},{"product_id":"kitle-i-letisim-araci-olarak-mimarlik","title":"Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık","description":"\u003cp\u003eRenato De Fusco'nun, ünlü çalışması \"Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık\" yayımlandı. \"Mimarlık Göstergebilimi Üzerine Notlar\" altbaşlığını taşıyan kitap, \"Biçimi Olmayan İşlev\", \"İdeolojik Kriz İçindeki Mimarlık\", \"Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık\", \"Kitle Kültüründe Eski ve Yeni\", \"Yeni Bir Değerlendirme İçin Ölçütler\" ve \"Bir Mimarlık Göstergebilimine Doğru\" başlıklı bölümlerden oluşuyor. De Fusco'nun kitabını Türkçeye Fatma Erkman Akerson aktardı. Türkiye'nin dilbilim alanında önde gelen bilim insanları arasında bulunan Fatma Erkman Akerson'un çevirisi, De Fusco'nun kitabının önemini daha da artırıyor. Akerson, De Fusco'nun çalışması üzerine şunları söylüyor: \"İkinci Dünya Savaşından sonra, İtalya’da köyden kente göçün hızlanmasıyla, kentlerin mimari düzeni alt üst olmuştu. Pek çok yeni yerleşim alanı açılmış, ama bu arada eski kent bölgeleriyle yeni kurulan bu yerleşim alanları arasında birçok uyuşmazlık ortaya çıkmıştı. Yeni binaların yapılması mutlaka gerekliydi, ama bu binalarla eski binalar arasında nasıl bir denge kurulacaktı? Eski binalar korunmalı mıydı? Nasıl korunmalıydı? Bu sorunları kim çözecekti? Bu konularda topluma duyarlık kazandırmak için ne yapılmalıydı? Bu kitap, bu sorunları sergiliyor ve bu sorunları çözmek için, önce mimarlığın nasıl bir sistem olduğu anlaşılmalı, diyor. Mimarlığın anlamı nedir, anlamı yalnız işlevinden mi ibarettir, bu anlam geniş kitlelere nasıl aktarılır gibi konuları işlerken, İtalya örneğinden çıkıyor olsa da, Türkiye’nin büyük kentlerinin sorunlarına da ışık tutuyor.\" Arketon genel yayın yönetmeni Aykut Köksal ise, kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: \"Ferdinand de Saussure, 20. yüzyıl başında dilbilimi yeni bir paradigmayla ele alırken, 'yapı' (structure) ve 'göstergebilim' kavramlarını öne sürüyordu. Yüzyıl boyunca, Saussure'ün temellerini attığı 'dilbilim' pek çok disiplin için yol gösterici oldu, mimarlık da bunun dışında kalmadı. 'Yapı' kavramının mimarlık üzerinden ele alınması, 'tip' ve 'tipoloji' kavramlarını gündeme taşırken, dil, anlam, iletişim konuları mimarlığın önde gelen sorunsalları arasına katılıyor, işlevselci paradigma sorgulanmaya başlıyordu. Bu bakış, İkinci Dünya Savaşı sonrasında -De Fusco'nun deyişiyle- yüzyıl başındaki \"etik ve estetik tutarlığını\" yitiren mimarlığın yoğun bir eleştiriye tabi tutulmasını getirdi ve 1960'ların kuramsal çalışmaları Modernizm sonrasını hazırlayan köşe taşlarını oluşturdu. Örneğin Aldo Rossi'nin Şehrin Mimarlığı da De Fusco'nun kitabıyla yakın bir tarih taşıyor. Bu arada, Umberto Eco'nun, 'Göstergebilim Araştırmasına Giriş' alt başlığını taşıyan ve içinde mimarlık göstergebilimine ilişkin bir bölümün yer aldığı La struttura assente ('Eksik Yapı') başlıklı çalışmasının da aynı tarihlerde yayımlandığını unutmamak gerek. Kısacası, Renato de Fusco'nun çalışması, göstergebilim üzerinden bir mimari okuma sunarken, aynı zamanda mimarlık düşüncesinin belirleyici dönüm noktalarından birini işaretliyor.\" Tanıtım Metni\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":54583323066694,"sku":"13319213","price":17.0,"currency_code":"GBP","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0935\/7869\/0886\/files\/kitle-i-letisim-araci-olarak-mimarlik.jpg?v=1748714279"}],"url":"https:\/\/www.mezetto.shop\/collections\/arketon-yayincilik.oembed","provider":"mezetto","version":"1.0","type":"link"}